1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Emin Pazarcı
  4. Neydi Ecevit’in O Hali
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Neydi Ecevit’in O Hali

featured

İçlerinde en milli olanlardan biriydi. Kötü bir insan da değildi. Ama takıntıları vardı. Ülkeye de oldukça ciddi bedeller ödetti. 1980 öncesi öğrencilik yıllarımda şahsen bana da oldukça büyük sıkıntılar yaşattı. Kısa bir süre de olsa cezaevinde yattım.

Eski Başbakanlardan CHP ve DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit’ten bahsediyorum…

Bir gün 57. Hükümet döneminde Bahçelievler’deki DSP Genel Merkezi’ndeki odasında Mehmet Öztoprak’la birlikte oturuyorduk, Bir ara “Emin Bey bana yardımcı olur musunuz?” dedi:

-Bir sigara içmek istiyorum. Ama Rahşan Hanım karşı çıkıyor ve üzülüyor. Görmesini istemiyorum. Bakar mısınız, gelirken bana haber verir misiniz, söndüreyim.

Rahşan Ecevit’in odası bir alt kattaydı. Merdivenin başına geçtim, amiane tabiri ile erketeye yattım. Rahşan Hanım’ı görürsem, kendisine hemen haber verecektim. Ama korktuğu olmadı, eşi yukarı çıkmadı; Başbakan Ecevit de filtreli yerli sigarasını rahatça içti.

Kullandığı ağır bir sigaraydı. O yüzden kendisine sordum:

-Neden daha hafifini içmiyorsunuz?

“Daha hafifi var mı?” cevabını verip, ekledi:

-Bizim yerli üretimlerimizin içinde yok. Ben, Cumhuriyeti’nin Başbakanıyım. Yabancı marka içemem ki!

İşte Ecevit böylesine duyarlı ve hassas bir kişiydi!

Hemen ardından Hollanda’da yaşadığı bir olayı anlattı:

-Gezimiz sona ermiş Türkiye’ye dönüyorduk. Dostlara hediye almak istedik. Ünlü bir peynir olan La Vache Guirit’de karar kıldık. Ama hangi markete sorduysak “yok” cevabı aldık. “Bu sizin peyniriniz değil mi?” dediğimizde de “Evet Hollanda’nın, ama bölgemizin değil, biz bölgemizde kendi peynirimizi satıyoruz” dediler.

Ve gerekli açıklamayı da yaptı:

-Onlar bölgesel milliyetçilik yaparken, biz genel milliyetçilik yapmayalım mı?
Kendi ifadeleri bunlar. “Ben milliyetçilim” diyordu. Başbakanlığı döneminde de yerli üretim bir makam aracı kullandı.

Peki, bu tavrının ne faydası oldu ülkeye millete diye sorulursa, acı bir tablo ortaya çıkıyor:

-1980 öncesi 45 günde yetiştirilmesi,
-Gerginlik, ve yaşanan terör olayları,
-Tüp gaz kuyrukları,
-Uygulanan ambargolar,
-Hastanelerde rehin alınan çocuklar,
-Başbakanlık önünde yazar kasa fırlatılması,
-Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Anayasa Kitapçığı fırlatılması sonrası yaşanan “Kara Çarşamba” ve gecelik yüzde 3000’leri bulan faizler,
-Daha neler, neler!..
Hele hele ABD’de Oval Ofis’deki Başkan Clinton’la verdiği görüntü ise kelimenin tam anlamı ile içler acısıdır. Hem kendisi, hem de Türkiye Cumhuriyeti Devleti alabildiğine aşağılanmıştır.

Gelelim bugüne…

NATO Zirvesi dolayısıyla ‘da ABD Başkanı dahil, 32 ülkenin devlet başkanları ağırlanıyor. Yaşanan tablo ve Türkiye’ye verilen önem, Devlet Başkanımız ‘ın konumu konusunda hiç bir değerlendirme yapmıyorum. Dikkatli bakan gözler görüyor zaten!

Demek ki, milli olmanın ve kuru kuruya milliyetçi olduğunu söylemenin ülkeye bir faydası olmuyor. Bu yönde adımlar atılması ve gereğinin yapılması da gerekiyor. Bülent Ecevit, bu konuda en çarpıcı örneklerden biridir!

Bugünkü muhalefette ise, Ecevit’in gösterdiği milli duruş da yok. Fırsatını bulup, yabancı misafirlerimize ülkeyi şikayet etmek için çırpınıyorlar.

Nereden nereye!…

Halk arasında bir söz vardır: “Lafın fazlası aptala söylenir” diye! Bu sıraladıklarım ve geçmişe dair gerçeklerle ilgili hatırlattıklarımdan sonra başka bir şey yazmaya gerek var mı?

Neydi Ecevit’in O Hali
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter