Eskişehir’de son günlerde eski devlet hastanesinin arazisi üzerinden yürüyen tartışmalar, şehrin önemli gündem başlıklarından biri haline geldi. “Hastane yapılacaktı, vazgeçildi, özelleştirilecek” söylemi üzerinden bir hassasiyet oluşmuş durumda.
Bu hassasiyet anlaşılır. Ama bu konuyu sağlıklı konuşabilmek için meseleyi siyasetin dar kalıplarına hapsetmeden değerlendirmek gerekiyor.
Çünkü açıkça görülüyor ki, bazıları için bu mesele şehrin ihtiyacından çok “hükümete nasıl gol atarız” konusuna dönüşmüş durumda. Ortada somut bir ihtiyaç analizi yok, şehir ölçeğinde bir planlama yok. Ama konu sürekli aynı yere çekiliyor. Çünkü mesele çözüm üretmek değil, siyasi malzeme üretmek.
Oysa sağlık gibi doğrudan insan hayatına dokunan bir konuda, tek bir parsel üzerinden değil, şehrin tamamını kapsayan bir bakışla hareket etmek gerekir.
Önce şu soruyu sormak lazım: Gerçekten o bölgede yeni bir hastaneye ihtiyaç var mı?
Bugün Eskişehir Şehir Hastanesi, kapasitesi ve donanımıyla o bölgedeki sağlık yükünün büyük bir kısmını rahatlıkla karşılayabilecek durumda. Zaten bu ölçekte bir yatırımın amacı da buydu. Dolayısıyla aynı bölgede yeni bir hastane ısrarı, ihtiyaçtan çok siyasi bir refleks gibi duruyor.
Bir de işin fiziki tarafı var. Burası artık şehrin merkezinde kalmış, yoğun konut dokusunun içinde bir alan. Buraya yeni bir hastane demek; daha fazla trafik, daha fazla yoğunluk, daha fazla park sorunu demek. Zaten Eskişehir’in en temel sorunlarından biri haline gelen trafik ortadayken, bu yükü daha da artıracak bir planlama ne kadar doğru, bunu ayrıca düşünmek gerekiyor.
Tam bu noktada meseleye biraz daha geniş bakmak şart. Çünkü Eskişehir’in sağlık kapasitesi sadece bu alanla sınırlı değil. Şehir Hastanesi, Yunus Emre Devlet Hastanesi ve ESOGÜ Tıp Fakültesi ile birlikte ciddi bir sağlık altyapısı var. Ve bu yapının en kritik halkası aslında şu an tartışılan yer değil: ESOGÜ Tıp Fakültesi’nin depreme dayanıklılığı ve geleceği.
Bugün iki seçenek var gibi görünüyor: ya mevcut bina güçlendirilecek ya da daha köklü bir çözüm üretilecek. Ama “güçlendirme” dediğimiz şey, sanıldığı kadar masum değil.
Hastanenin kapasitesi yaklaşık üçte bir düşüyor.
Üstelik neredeyse yeni bir bina maliyetinin yarısı kadar para harcanıyor.
Yani hem küçülen bir hastane, hem de ciddi bir maliyet… Açıkçası bu, uzun vadeli bir çözüm gibi durmuyor.
Bu yüzden daha akılcı bir seçenek öne çıkıyor: Tıp Fakültesi’ni güçlendirmek yerine, üniversite arazisi içinde sıfırdan yeni bir hastane yapmak.

Yukarıdaki görselde de görüldüğü gibi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin caddeye cepheli, ulaşımı kolay ve yapılaşmaya uygun bir alanı var. Bu alan; üniversite trafiğine girmeden ulaşılabilecek, şehirle doğrudan bağlantı kurulabilecek ve yeni bir hastane için oldukça uygun bir konum sunuyor.
Bu alanda yapılacak yeni bir tıp fakültesi hastanesi, mevcut hastane çalışmaya devam ederken inşa edilebilir. Bittiğinde kesintisiz şekilde taşınılır. Yeni yapı da bugünün ihtiyaçlarına uygun, modern ve güvenli olur. Böylece ne kapasite kaybı yaşanır ne de kaynak israf edilir.
Öte yandan bir gerçeği de teslim etmek gerekir. Eskişehir, son yıllarda sağlık yatırımları açısından ciddi bir seviyeye geldi. Şehir Hastanesi, sadece büyüklüğüyle değil, teknik imkânları ve hizmet kalitesiyle bölgenin en önemli merkezlerinden biri haline geldi. Yunus Emre Devlet Hastanesi’nin yenilenen hali de şehir merkezinde güçlü ve modern bir ikinci damar oluşturdu.
Bu iki yatırım birlikte düşünüldüğünde, Eskişehir’in sağlık altyapısı birçok şehirle kıyaslanabilecek bir noktada. Hatta nüfusa oranla yatak kapasitesi açısından sadece Türkiye’de değil, dünya ölçeğinde de öne çıkan şehirlerden biri.
Hal böyleyken, “Eskişehir’e sağlık yatırımı yapılmıyor” gibi bir söylemle konuyu değerlendirmek çok da hakkaniyetli değil. Bugün devletin önceliğini, hâlâ bu yatırımlara ihtiyaç duyan şehirlere yönlendirmesi de bu açıdan bakınca anlaşılır.
Bu yüzden meseleye “her yere yeni hastane yapalım” yaklaşımından ziyade, eldeki imkânları en doğru şekilde nasıl kullanırız diye bakmak gerekiyor.
Eskişehir için daha dengeli model aslında ortada: Şehir Hastanesi, Yunus Emre Devlet Hastanesi ve yenilenmiş bir Tıp Fakültesi… Şehrin üç farklı noktasında güçlü bir sağlık yapısı.
Bu tartışmayı büyütmenin kimseye faydası yok. Eskişehir’in ihtiyacı polemik değil, doğru karar.

