Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği Edirne Selimiye Camii’nde 4 yıldır süren restorasyonun sonuna gelinirken, caminin ana kubbesine yapılacak süsleme ve hat yazıları konusunda uzmanlar arasında büyük bir tartışma başladı. Tartışmanın merkezinde şu soru yer alıyor: Kubbe, Sinan’ın orijinal 16. yüzyıl estetiğini mi, yoksa sonraki dönemlerde eklenen tarihi katmanları mı yansıtmalı?
Bir Taraf: “Barok Süslemeler ve Usta İşi Olmayan Hatlar Kaldırılmalı”
Prof. Dr. Sadettin Ökten, Uğur Derman ve Hattat Mehmet Özçay gibi isimlerin başını çektiği bir grup uzman, restorasyonda referans alınan 19. yüzyıl Barok etkili süslemelerin ve hatların, caminin ruhuna yabancı olduğunu savunuyor.
Prof. Dr. Ökten, Selimiye’nin sadece bir “tarihi eser” olarak değil, öncelikle bir “ibadethane” olarak görülmesi gerektiğini, Barok üslubun ise bu manevi atmosferi zedelediğini belirtiyor.

Hattat Uğur Derman ve Mehmet Özçay ise o dönemki yazıların sanatsal değerinin düşük olduğunu, İstanbul‘daki büyük ustalar yerine “mahalle hattatları” tarafından yazıldığını ve bu “tarihi olmayan, sanatsal değeri bulunmayan” yazıların kaldırılması gerektiğini vurguluyor.
Diğer Taraf: “Caminin Kendi Özgün Desenlerini Kubbeye Taşıyoruz”
Restorasyonu yürüten ekibin başındaki Nakkaş ve Yüksek Mimar Semih İrteş ise yapılan çalışmanın yeni bir tasarım veya tarihi bir hata olmadığını savunuyor. İrteş, ana kubbeye uygulanan desenlerin, caminin kendi yarım kubbelerinde bulunan orijinal 16. yüzyıl Sinan dönemi nakışlarından birebir alınarak orantılı bir şekilde büyütüldüğünü belirtiyor. İrteş’e göre amaç, “başka camilerden üslup transferi yapmak yerine, yapının kendi içindeki özgün örneklerle kimliğine dönmesini sağlamak.”
Felsefi Ayrım: “Tarihi Eser mi, İbadethane mi?”
Tartışmanın temelinde, Selimiye’ye nasıl bakıldığına dair felsefi bir ayrım yatıyor. Bir görüş, camiyi tüm tarihi katmanlarıyla korunması gereken çok katmanlı bir “tarihi eser” olarak görürken, diğer görüş ise önceliğin yapının bir “ibadethane” olarak orijinal manevi ve estetik bütünlüğünü korumak olduğunu savunuyor.
Restorasyon son aşamasına girerken, Türkiye‘nin en önemli mimari miraslarından biri üzerindeki bu üst düzey sanat ve medeniyet tartışması, esere verilen önemi ve hassasiyeti bir kez daha gözler önüne seriyor.

